PCOS (Polikistik Over Sendromu), adet döngüsünü ve doğurganlığı etkileyebilen hormonla ilişkili bir durumdur. Tanı, aşağıda listelenen üç semptomdan ikisinin bulunmasıyla konur. Bir sendrom olarak PCOS, kişiye bağlı olarak değişen bir semptomlar bütününü ifade eder. Bu nedenle PCOS, kişiden kişiye çok farklı şekillerde ortaya çıkabilir. Bu noktada, durumu tetikleyen kök nedenlerin anlaşılması ve her bir neden için uygun tedavinin alınması büyük önem taşır.

Polikistik Over Sendromu, aşağıdaki üç kriterden ikisinin (veya bazı durumlarda üçünün de) bulunması halinde tanı alır:
1. YÜKSEK ANDROJENLER (TESTOSTERON / DHEA)
Testosteron (ovaryen kaynaklı), insülin direnci nedeniyle yüksek olabilir. Bunun nedeni, kanda artan insülinin yumurtalıklara daha fazla testosteron üretmeleri için sinyal göndermesidir.
DHEA (adrenal kaynaklı), stres ve/veya inflamasyon nedeniyle yüksek olabilir. DHEA, testosteron ile birleşen bir enzimdir ve düzeyleri yükseldiğinde akne ve saç dökülmesine yol açar.
2. ULTRASONDA POLİKİSTİK OVER GÖRÜNÜMÜ
Yumurtanın oluşmaya çalışması sırasında foliküllere bağlı olarak oluşan küçük kistler görülür.
Bu durum, bir yumurtalık kistinden farklıdır.
3. ANOVÜLATUVAR DÖNGÜLER / DÜZENSİZ ADET
Yumurtlamanın olmaması veya gecikmesi nedeniyle adetler düzensizdir.
Stres ve yüksek testosteron düzeyleri yumurtlamayı etkileyebilir.
PCOS’un yönetimine yönelik yaklaşımlar konusunda ortada çok fazla kafa karışıklığı ve birbiriyle çelişen bilgi bulunmaktadır.
Yaşam tarzınızda herhangi bir değişiklik yapmadan önce mutlaka doktorunuza başvurun 🙂

1. “PCOS için karbonhidratları tamamen kesmelisin.”
Bu PCOS efsanesi, PCOS’un insülin direnci ile ilişkili bir durum olmasından kaynaklanmaktadır. İnsanlar, kan şekeri dengesizlikleri ve insülin direnci olduğunda tüm karbonhidratlardan kaçınılması gerektiğini düşünme eğilimindedir. Bu doğru değildir.
“Çıplak karbonhidratlar” (başka hiçbir besin ögesi eklenmeden yalnızca karbonhidrat tüketilmesi) insülin direnci için gerçekten yük oluşturabilir; ancak bu durum, karbonhidratın yanına mutlaka bir yağ veya protein eklenerek düzeltilebilir.
Örneğin, sadece su ile hazırlanmış sade bir kase yulaf ezmesi yerseniz, tükettiğiniz tek makro besin karbonhidrat olduğu için bu bir “çıplak karbonhidrat” öğünü olur. Ancak yulafa biraz kuruyemiş, chia tohumu ve meyve eklerseniz; karbonhidrat, yağ, protein ve lif içeren dengeli bir öğün elde etmiş olursunuz.
Öğünlere protein ve yağ kaynağı eklemek, karbonhidratın emilimini yavaşlatır ve kan şekeri düzeylerinin dengelenmesi açısından çok daha faydalıdır.
2. “PCOS’un varsa asla şeker tüketemezsin.”
Bunu da bir başka PCOS efsanesi olarak değerlendirmek gerekir. PCOS yönetimiyle ilgili tavsiyeler dinlerken, besinleri tamamen hayatınızdan çıkarmayı öneren bir dil kullanılması sizin için bir uyarı işareti olmalıdır.
Şeker, karbonhidratların basitleştirilmiş halidir. Daha hızlı sindirilir ve emilir; bu da kan şekerinde ani yükselmelere neden olabilmesini açıklar. Karbonhidratlar ise—örneğin yulaf—önce şekere dönüşmek zorunda oldukları için sindirim ve emilim süreçleri çok daha yavaştır.
Bu bilgiler ışığında, besinleri tamamen kesmek yerine; şekeri lif, protein ve yağ içeren besinlerle birlikte tüketmeye özen göstermek, emilimi yavaşlatmak açısından önemlidir.
Yine önceki yulaf örneğine dönersek; yulafınıza kuruyemiş ezmesi ve chia tohumuna ek olarak biraz bal veya taze meyve ilave ederseniz, kan şekeri düzeyleriniz daha stabil kalabilir.

3. “PCOS’un varsa hamile kalamazsın.”
Bu da bir başka PCOS efsanesidir. Sadece PCOS tanınız olduğu için kimse size hamile kalamayacağınızı söyleyemez. PCOS’un hormonları desteklemeye yönelik sağlıklı yaşam tarzı değişiklikleriyle yönetilebilen bir durum olmasıdır.
Doğurganlık oldukça kaarmaşık bir konudur ve bir çok yönden ele alınır. Hormon düzeyleri çok düşük, çok yüksek ya da doğru oranlarda değilse, doğurganlık potansiyeli azalabilir. Bu nedenle, doğurganlığı artırmaya çalışırken hangi hormonların düşük, hangilerinin yüksek olduğunu bilmek önemlidir.
PCOS’ta genellikle androjen düzeyleri yüksek olduğu için östrojen ve progesteron düzeyleri düşüktür. Ancak iyi haber şudur ki, androjen düzeyleri düşürülebilir; bu da hormon dengesinin ve doğurganlığın iyileşmesine yardımcı olur.
Ayrıca ovülasyonun doğru şekilde nasıl takip edileceğine dair yöntemleri öğrenmek de önemlidir. Ovülasyonun gerçekleştiği kesin gün, uygulamalar aracılığıyla doğru şekilde belirlenemez; çünkü bu uygulamalar ortalamalara dayanır. Ancak yumurtlama gününü gerçekten tespit etmeyi sağlayan etkili stratejiler mevcuttur.
4. “PCOS’un varsa sadece kilo ver.”
Kilo kaybını, durumunuzu tedavi etmenin temel yolu olarak görmek de bir başka PCOS efsanesidir. Kilo, PCOS’un nedeni değildir; bir belirtisidir. Bu inanış, insülin direnci olan kişilerde fark edilmeden kilo almanın çok kolay olabilmesinden kaynaklanmaktadır. Bu nedenle birçok kişi, kilo verildiğinde kan şekerinin dengeleneceğine ve insülinin normale döneceğine inanmıştır.
Ancak bu yaklaşım ters bir bakış açısıdır. Eğer sorun insülin ise, tedavi edilmesi gereken de sorun olan insülindir; belirti olan kilo değildir. İnsülin direnci ve kan şekeri dengesizlikleri, gün içine yayılmış daha küçük öğünler tüketerek ve her öğünde lif kaynağı, yağ kaynağı ve protein kaynağı bulundurarak düzenlenebilir.
PCOS efsanelerine odaklanmak yerine, sizi bu duruma götüren kök nedenlere odaklanmak çok daha önemlidir.

5. “PCOS’un varsa kesinlikle gluten veya süt ürünü tüketmemelisin.”
Bu da en çok konuşalan PCOS efsanesidir. Süt ürünlerinin diyetten tamamen çıkarılmasının PCOS’u iyileştirdiğini doğrudan gösteren hiçbir çalışma bulunmamaktadır. Aynı şekilde, glutensiz diyetlerin PCOS tedavisindeki etkisine dair de henüz yeterli bilimsel kanıt yoktur.
Bazı kadınlar gluten, süt ürünleri ya da her ikisini tüketmediklerinde belirtilerinin azaldığını fark edebilir; ancak bu yaklaşım herkes için geçerli olan tek tip bir çözüm değildir. Her PCOS vakası farklıdır ve tedavi mutlaka her bireye özel olarak planlanmalıdır.
6. “PCOS için en iyi diyet ketojenik diyetidir.”
Keto diyeti; beslenmenin yaklaşık %80’inin yağdan, %15’inin proteinden ve %5’inin karbonhidrattan geldiği bir beslenme modeline dayanır. Bu yaklaşımın temel fikri, çok az karbonhidrat ve ağırlıklı olarak yağ tüketildiğinde, vücudun enerji kaynağı olarak karbonhidrat yerine yağı yakacağı ve bu sayede kilo kaybı sağlanacağıdır.
Bu efsane, dördüncü efsane ile bağlantılıdır; her ikisi de kilo verildiğinde PCOS’un düzeleceği düşüncesine dayanır ki bu doğru değildir. Buna ek olarak keto diyeti sürdürülebilir değildir ve uzun vadede devam ettirilmesi oldukça zordur. Ayrıca biliyoruz ki önemli olan karbonhidratı tamamen azaltmak değil, karbonhidrat kaynaklarını protein ve yağ ile birlikte tüketmektir.
Ayrıca bu kadar yüksek oranda yağ tüketimi, inflamasyon ve LDL kolesterol üzerinde olumsuz etkilere sahip olabilir ve hastalık riskini artırabilir. Araştırmalar keto diyetinin kısa vadede bazı faydalar sağlayabildiğini göstermiştir; ancak uzun vadeli etkilerine dair kanıtlar net değildir.
7. “PCOS’un varsa doğum kontrol hapı adetini düzenler.”
Bir diğer yaygın PCOS efsanesi, PCOS’unuz varsa adetleri düzenlemek için mutlaka doğum kontrol hapı kullanmanız gerektiği düşüncesidir. PCOS’un tanı kriterlerinden biri düzensiz adetlerdir ve birçok kişi, doğum kontrol hapı kullanarak adetin geri gelmesinin iyi bir yöntem olduğuna inanır.
Doğum kontrol hapı kullanıldığında, vücuda hormonların yapay formları verilir ve bu durum beynin yumurtalıklarla olan doğal hormon üretim bağlantısını kapatır. Hap, döngüsel bir hormon düzeni ve “adet” görünümü sağlayabilir; ancak bu gerçek bir adet değildir, çünkü ovülasyon baskılanır.
PCOS’un kök nedenlerini göz ardı ederek sadece adet görmek amacıyla doğum kontrol hapı kullanmak, durumun tedavisine yardımcı olmayacaktır. Bu tarz ilaçların sadece doktorunuzun kontrolünde kullanılması gerektiğini hatırlatmak isterim.
- https://pubmed.ncbi.nlm.nih.gov/22192137/
- https://pubmed.ncbi.nlm.nih.gov/23065822/
- https://pubmed.ncbi.nlm.nih.gov/16500338/
- https://pubmed.ncbi.nlm.nih.gov/22192137/
- https://pubmed.ncbi.nlm.nih.gov/23065822/
- https://pubmed.ncbi.nlm.nih.gov/26602525/
- https://pubmed.ncbi.nlm.nih.gov/28885578/
- https://pubmed.ncbi.nlm.nih.gov/26225266/
- https://pubmed.ncbi.nlm.nih.gov/32103756/
- https://pubmed.ncbi.nlm.nih.gov/16500338/
- https://pubmed.ncbi.nlm.nih.gov/31516315/

