Migren Ve Diyet Arasında Nasıl Bir İlişki Var?

Migren dünya nüfusunun yaklaşık %20’sini etkiler ve çok rahatsız edici boyutlara ulaşabilir. Ağır fiziksel aktivite ile şiddetlenebildiği bilinen tek taraflı zonklayıcı baş ağrısı ile karakterizedir. Migren bulantı, kusma, artan ışık, ses ve koku hassasiyeti gibi diğer semptomlarla da ilişkilidir. Bu baş ağrıları saatlerce, günlerce sürebilir ve o kadar ağır olabilir ki günlük hayat akışınızı tamamen etkileyebilir.

Peki bu yoğun baş ağrıları ve diyet arasındaki bağlantı nedir?

Bu ağrılı vasküler baş ağrısını önlemede ve yönetmede farklı gıda kimyasallarının, besin maddelerinin ve takviyelerin rolü hakkında bazı araştırmalar mevcut.

1.AMİNLER

Aminler, yiyeceklerdeki proteinlerin parçalanmasının bir sonucudur. Bazı insanlar aminlere karşı hassastır, bu da bu gıda kimyasallarının kan damarlarındaki sinir uçlarını tahriş ederek hızla genişlemesine ve daralmasına neden olduğu anlamına gelir ve bu da migrene katkıda bulunabilir.

Peynir, kırmızı şarap ve meyve gibi olgunlaşan ürünlerde amin içeriği daha yüksektir. Evet, sevdiğimiz çikolata, peynir, şarap, zeytinyağı gibi ve bunların yanında ayrıca muz, avokado, mantar, et ve balık, kuruyemişler yüksek düzeyde amin içerir.

Çok yaygın oldukları için aminleri diyetten çıkarmak nerdeyse imkansız. B yüzden hangi besinlere daha hassas olduğunuzu belirlemek için eliminasyon diyeti gerekir. Bunu ancak bir diyetisyenle çalışarak en doğru şekilde başarabilirsiniz çünkü eliminasyon sırasında gereken besin öğelerinden almanız konusunda sizi yönlendirecektir.

2. DÜŞÜK GLİSEMİK İNDEKSLİ DİYET

Glisemik İndeks (GI), karbonhidratın kan şekerinizi ne kadar hızlı yükselttiğine bağlı olarak karbonhidrat içeren gıdaları sıralama sistemidir. Taze meyveler, kepekli ürünler, siyah pirinç gibi düşük GI gıdalar, şekerlerin kan dolaşımına daha yavaş salınmasıyla ilişkilidir ve sizi daha uzun süre tok tutar. Bunun sebebi, bu gıdaların lif içeriğinden dolayı yavaş sindirilmesinden kaynaklanır.

Bir çalışmada ilaçlarla yönetilenlere kıyasla düşük GI diyeti uygulayan migrenli kişilerin, 90 gün sonra hem migrenle ilişkili ağrının yoğunluğunda hem de atak sıklığında bir azalma olduğu gösterilmiş, hiç hafife alınıcak bir bulgu değil.

Bir araştırmaya dayanarak kesin sonuçlara varmamız mümkün olmasa bile düşük GI diyetin, kan şekerini yönetmek ve kilo vermeye yardımcı olmak gibi birçok başka sağlık yararı var. Bu gibi sağlığın gelişmesi ve diyet kalitesini iyileştirmek ve migren sorununuz varsa ataklarınızı ve semptomların yoğunluğunu azaltıp azaltmadığını görmek için denemeye değer bir yöntem.

3.KETOJENİK DİYET

Bu durum beni de oldukça şaşırttı 🙂 Ketojenik oldukça kısıtlayıcıdır ve diyetten ciddi oranda karbonhidratların çıkarılması gerekir. Böylece vücut ana enerji kaynağı olarak karbonhidrat yerine yağ yakmaya geçer. Yani yağ yakmak için yağ yenmeye başlanır. Ketojenik diyet uygulamak kesinlikle bir profesyonelle yapılmalıdır, migrenle olan ilişkisine baktığımızda ise:

Ketojenik diyet aslında epilepsi hastası çocuklar için geliştirilmiştir ve nöroloji dünyasında çok fazla ilgi görmektedir. Migrenler, beyin zarının iltihaplanması ile karakterize edildiğinden, ketojenik diyetin, migren sürecinin çeşitli aşamaları üzerinde bir etkisi olabileceğine ve stabilize ederek, diyeti bıraktıktan sonra bile rahatlama sağlayabileceğine inanılmaktadır.

Bununla birlikte, çoğunlukla vaka raporlarından elde edilen kanıtların kalitesi düşüktür. Bu diyet düzeninin migren hastalarında semptomlarda rahatlama sağlayıp sağlamayacağını belirlemek için daha fazla araştırmaya ihtiyaç vardır. Ayrıca, bu beslenme düzeninin sağlığın diğer yönleri üzerindeki genel etkisini de göz önünde bulundurmalıyız.

4. MAGNEZYUM TAKVİYESİ

Magnezyum, kas fonksiyonundan, kemik sağlığından ve bir çok enzimin çalışmasından sorumlu olan temel bir mineraldir. Yetişkinler için 600 mg/gün trimagnezyum disitrat içeren magnezyum takviyesi, migreni önlemeye yardımcı olacak bazı kanıtlar göstermiştir. Yine, bu dozaj, her gün ihtiyacınız olanın yaklaşık iki katıdır ve beraberinde bir çok yan etkiye sebep olabilir, kesinlikle bir sağlık uzmanına danışmadan kullanılmaması gerekir.

Kanıtlar karışık olsa da, magnezyum açısından zengin beslenmenin bir zarar yaratma ihtimali daha düşük. Bu yüzden magnezyumdan zengin gıdaları diyetinize ekleyebilirsiniz.

5. TİAMİN VE RİBOFLAVİN

Tiamin (veya B1 vitamini), ekmek, tahıllar, peynir, ton balığı ve deniz ürünleri, tavuk ve fındık ve tohumlarda bulunur fakat migrenle doğrudan ilişkisi yoktur. Riboflavin (veya B2 vitamini), süt ürünlerinde, yağsız etlerde ve yumurtaların yanı sıra yeşil sebzelerde bulunur. Araştırmalar, riboflavin takviyesinin yetişkinlerde migren sıklığını azaltabildiğini gösteriyor. Fakat besinlerde sıklıkla bulunduğu için riboflavin takviyesi almak çok iyi bir fikir olmayabilir, sağlık uzmanına danışarak fikir alabilirsiniz.

6. OMEGA 3 YAĞ ASİTLERİ

Omega-3 yağ asitleri, anti-inflamatuar özelliklere sahiptir. Omega-3’ler yağlı balıklarda (somon, alabalık, ringa balığı) ve ayrıca tohumlarda (keten tohumu ve chia) bulunabilir. Omega-6’lara göre omega-3 alımını artırmanın ağrı reseptörlerinin uyarılmasını azaltacağına ve dolayısıyla migren semptomlarının şiddetini azaltacağı düşünülüyor. Fakat henüz bunu destekleyecek bir kanıt yok.

Ancak, omega-3’ler vücut için inanılmaz faydalı ve omega-3 alımınızı artırmanın hiçbir zararı yok 🙂

https://pubmed.ncbi.nlm.nih.gov/29450870/

https://pubmed.ncbi.nlm.nih.gov/29423388/

https://www.ncbi.nlm.nih.gov/pmc/articles/PMC6269096/

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir