Preeklampsi gebeliklerin %3 – 4’ünü etkilebilmektedir. Preeklampsi, hem anne hem de bebek için risk oluşturabilen ve erken doğumun başlıca nedenlerinden biri olan bir durumdur . Daha önce preeklampsi geçirmiş olanlar veya sağlık ekibi tarafından başka risk faktörleri belirlenen yüksek riskli gebeler için, preeklampsiyi önlemek adına neler yapılabileceğini bilmek ve doğru kaynaklara ulaşmak son derece önemli.
Öncelikle preeklampsi ve gebeliğe bağlı diğer hipertansif hastalıkların (HDP) ne olduğunu anlayarak başlayalım.

Gebelikte Hipertansiyon Nedir?
Hipertansiyon (yüksek tansiyon), gebelik sırasında en sık bildirilen tıbbi problemdir (Ikem ve ark., 2019). HDP dünya genelinde gebeliklerin %8–10’unu etkilemektedir ve hem anne hem de bebek için komplikasyonlara yol açabilir (Ikem ve ark., 2019). Ne yazık ki birçok kadın bu konuda yeterli bilgiye ancak tanı aldıktan sonra ulaşabilmektedir; bu da süreci korkutucu ve zorlayıcı hale getirebilir.
HDP bir şemsiye terimdir ve şu durumları kapsar:
- Kronik hipertansiyon: Gebelik öncesinde mevcut olan, gebeliğin 20. haftasından önce tanı konulan veya doğumdan 12 hafta sonrasına kadar devam eden yüksek tansiyondur. Gebeliklerin yaklaşık %5’ini etkiler ve görülme sıklığı artmaktadır (Lowe ve ark., 2015).
- Gestasyonel hipertansiyon (gebeliğe bağlı hipertansiyon): İlk kez gebelik sırasında (20. haftadan sonra) ortaya çıkar ve genellikle doğumdan sonraki 12 hafta içinde düzelir (Lowe ve ark., 2015).
- Preeklampsi: Çoklu organları etkileyen bir hastalıktır ve en sık kardiyovasküler sistem ile böbrekleri etkiler. Temel özellikleri hipertansiyon ve proteinüri (idrarda protein varlığı)dır. Kesin nedeni bilinmemekle birlikte, plasenta, oksijen yetersizliği ve bazı biyokimyasal değişikliklerle ilişkili olduğu düşünülmektedir.
HDP için bazı risk faktörleri şunlardır:
- Önceki gebelikte HDP öyküsü veya ailede preeklampsi öyküsü
- Kronik hipertansiyon geçmişi
- Diyabet
- İleri anne yaşı
- Gebelik öncesi yüksek vücut ağırlığı
- Çoğul gebelik (ikiz, üçüz vb.) (Lowe ve ark., 2015)

Beslenme Preeklampsiyi Önlemeye Yardımcı Olabilir mi?
Odaklanılması Gereken Üç Besin Öğesi
Gebeliğe bağlı hipertansif hastalıkların önlenmesinde beslenmenin rolüne dair kesin kanıtlar henüz bulunmasa da, özellikle preeklampsi ile ilişkili en çok araştırılmış üç besin öğesi öne çıkmaktadır.
1️⃣ Kalsiyum
Yeterli kalsiyum alımının, özellikle düşük kalsiyum tüketimi olan veya risk grubundaki kadınlarda preeklampsi riskini azalttığı gösterilmiştir (Lowe ve ark., 2015).
Günlük önerilen kalsiyum alımı 1000 mg’dır (Eat for Health). Bu miktar, günde yaklaşık 2,5–3 porsiyon süt ürünü veya kalsiyumla zenginleştirilmiş alternatiflerle karşılanabilir. Örneğin:
- 1 su bardağı süt
- 200 g sade yoğurt
- 1–2 dilim sert peynir
Süt ürünü dışındaki kalsiyum kaynakları:
- Mercimek
- Kuru fasulye
- Kalsiyumla zenginleştirilmiş tofu
- Kılçığıyla tüketilen konserve somon veya sardalya

2️⃣ D Vitamini
D vitamini ile ilgili kanıtlar daha zayıf olmakla birlikte, gözlemsel çalışmalar düşük D vitamini düzeylerinin preeklampsi riskini artırabileceğini göstermektedir (Perry ve ark., 2022).
D vitamini ile kalsiyum arasındaki ilişki ve yeterli D vitamini düzeyinin önemi araştırılmaya devam etmektedir.
D vitamini düzeyini desteklemek için:
- Güneş ışığına kontrollü maruziyet
- Yumurta ve yağlı balık tüketimi
- Eksiklik durumunda sağlık profesyoneli kontrolünde takviye kullanımı
3️⃣ Sodyum (Tuz)
Düşük sodyumlu bir beslenme doğrudan preeklampsiyi önlemeyebilir; ancak kronik ve gestasyonel hipertansiyon riskini azaltabilir (Arvizu ve ark., 2020).
Toplum olarak işlenmiş gıdalar ve hazır yiyecekler nedeniyle fazla sodyum tüketiyoruz. Bu nedenle çoğu kişi için tuz alımını azaltmak faydalı olacaktır.
Öneriler:
- Daha az işlenmiş gıda tercih edin
- Düşük sodyumlu ürünleri seçin
- Yemek pişirirken tuz yerine kuru otlar ve baharatlar kullanın
📌 İpucu: Besin etiketlerinde 100 gramda 400 mg’ın altında sodyum içeren ürünleri tercih edin. Daha da iyisi, 100 gramda 120 mg’ın altında sodyum içeren ürünleri seçin.
Preeklampsi Sonrası Uzun Vadeli Riskler
HDP’nin kesin nedeni henüz netleşmemiştir. Ancak önemli bir nokta şudur: Kan basıncı doğumdan sonra normale dönse bile, HDP geçiren kadınlarda ilerleyen yıllarda tip 2 diyabet, kronik hipertansiyon ve kalp hastalığı riski artmaktadır (Williams, 2012).

Preeklampsi Sonrası Kalp Sağlığını Korumak İçin Beslenme Önerileri
1️⃣ Tuz tüketimini azaltın.
Besin etiketlerinde 100 gramda 120 mg veya daha az sodyum içeren ürünleri tercih edin.
2️⃣ Doymuş yağları azaltın.
Tereyağı, hindistancevizi yağı ve hayvansal yağlar yerine:
- Omega-3 yağ asitleri (somon, ton balığı, chia tohumu)
- Tekli doymamış yağlar (avokado, zeytinyağı, kuruyemiş ve tohumlar)
3️⃣ Tam tahıl tüketimini artırın.
Yeterli posa alımı için tam tahıllar ve tahıl ürünlerine beslenmede daha fazla yer verin.
Preeklampsi ile Başa Çıkmak: Bu Sizin Suçunuz Değil!
En önemli nokta: Preeklampsi veya herhangi bir gebelik hipertansif hastalığı geliştirmek sizin suçunuz değildir.
Bunlar hâlâ tam olarak çözülememiş, karmaşık gebelik komplikasyonlarıdır. Riskleri azaltmak için adımlar atabiliriz; ancak bazı durumlar kontrolümüz dışında gelişebilir ve preeklampsi çoğu zaman bunlardan biridir.
Beslenmenizi önceliklendirmek, bilinçli olmak ve sağlık ekibinizle (örneğin gebelik diyetisyeniyle) yakın iş birliği içinde çalışmak, daha sağlıklı bir gebelik süreci geçirmenize ve riskleri azaltmanıza yardımcı olabilir.
- https://pubmed.ncbi.nlm.nih.gov/30675768/
- https://pubmed.ncbi.nlm.nih.gov/26412014/
- https://pubmed.ncbi.nlm.nih.gov/26412014/
- https://pubmed.ncbi.nlm.nih.gov/26412014/
- https://pubmed.ncbi.nlm.nih.gov/35814725/
- https://pubmed.ncbi.nlm.nih.gov/35814725/
- https://www.sciencedirect.com/science/article/pii/S0022316622020090?via%3Dihub
- https://pubmed.ncbi.nlm.nih.gov/27582864/
- https://tmftp.org/gebelik-zehirlenmesi-gebeligin-hipertansif-hastliklari-preeklampsi
Bu yazıda yer alan bilgiler yalnızca genel bilgilendirme amacı taşımaktadır. Tıbbi tanı, tedavi veya kişisel sağlık danışmanlığı yerine geçmez. Gebelik sürecinde ortaya çıkabilecek preeklampsi, hipertansiyon veya diğer sağlık durumlarıyla ilgili değerlendirme ve tedavi planlaması mutlaka kadın doğum uzmanı, aile hekimi veya yetkin bir sağlık profesyoneli tarafından yapılmalıdır.
Bu içerikte paylaşılan beslenme önerileri bireysel tıbbi geçmiş, mevcut sağlık durumu ve özel ihtiyaçlar dikkate alınmadan uygulanmamalıdır. Herhangi bir takviye kullanımı veya beslenme değişikliği öncesinde mutlaka doktorunuza veya diyetisyeninize danışınız.
Yazar ve yayıncı, içeriğin uygulanmasından doğabilecek doğrudan veya dolaylı sonuçlardan sorumlu değildir.

